<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emre Eminoglu &#187; thebalkabaa</title>
	<atom:link href="https://emreeminoglu.com/blog/author/thebalkabaa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://emreeminoglu.com/blog</link>
	<description>i like words, movies and art.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Aug 2017 22:30:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=3.9.24</generator>
	<item>
		<title>Kısa Kısa: The Crazy Ones</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/the-crazy-ones/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/the-crazy-ones/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2013 17:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[robin williams]]></category>
		<category><![CDATA[sarah michelle gellar]]></category>
		<category><![CDATA[tv dizileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6950</guid>
		<description><![CDATA[20′li yaşlardaki herkes gibi ben de hafta sonları televizyonda yayınlanan filmleri izleyerek büyüdüm. -ki bu Robin Williams’ın bana çocukluğumu hatırlatması için yetiyor da artıyor bile: Hook, Jumanji, Mrs. Doubtfire, Patch Adams. Aladdin’i büyüyüp bir de dublajsız izlediğimde ya da Happy Feet’i izlediğimde kendisinin ne kadar yetenekli bir ses aktörü olduğunu da keşfettim tabii ki. Bir [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/the-crazy-ones/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Red Priest @İş Sanat</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/red-priest/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/red-priest/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2013 13:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[klasik müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[iş sanat]]></category>
		<category><![CDATA[red priest]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6850</guid>
		<description><![CDATA[Bir erken dönem klasik müzik topluluğu düşünün, Rolling Stones ve Cirque du Soleil ile kıyaslansın… Evet, bu kıyaslama abartı. Müziklerinin kalitesi ya da virtüöziteleri konusunda da tartışılabilecek çok şey var.  Fakat Red Priest, bugüne kadar dinlediğim en ilginç klasik müzik topluluğuydu. Benzersiz, orijinal ve eğlenceliydi. Adlarını Barok dönem bestecisi Vivaldi’nin kırmızı saçlarından alan grup, Piers Adams [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/red-priest/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Agnes Obel @Salon</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/agnes-obel/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/agnes-obel/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2013 13:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[agnes obel]]></category>
		<category><![CDATA[salon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6842</guid>
		<description><![CDATA[Salon’un bu sezon yaşattığı Kuzey Müziği çılgınlığının ardı arkası kesilmiyor. Flunk, Ane Brun ve Tonbruket’in ardından 6 Aralık gecesi de Danimarkalı Agnes Obel’i dinledik mekanda. Diğerleri ile karşılaştırıldığında oldukça sessiz, sakin ve huzurlu bir konserdi. Müziğin büyüsü, Agnes Obel’in dupduru sesi başroldeydi. Agnes Obel’in öncesinde sahnede Quebecli Erin Lang’i dinledik. Fısıldayarak konuşuyordu adeta, şarkıları da [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/agnes-obel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taşlar Konuşuyor: Aslı Çavuşoğlu</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/asli-cavusoglu-sergisi/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/asli-cavusoglu-sergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2013 13:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[sergi incelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[sergiler]]></category>
		<category><![CDATA[arter]]></category>
		<category><![CDATA[aslı çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6819</guid>
		<description><![CDATA[İstiklal Caddesi üzerindeki en sevdiğim sanat alanı olan ARTER, bugünlerde dopdolu! Yaklaşık bir aydır üç sergiye ve “Bahane” adlı özel bir alana ev sahipliği yapıyor mekan. Sarkis’in bir yerleştirmesi, Fatma Bucak’ın video çalışmaları sırasıyla üçüncü ve birinci katlarda bulunuyor. İkinci kattaki “Bahane” ise ziyaretçilerine oturacak yer, ücretsiz kahve, çay, internet ve izlenebilecek filmler ile okunabilecek [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/asli-cavusoglu-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Hunger Games: Catching Fire (2013)</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/hunger-games-catching-fire/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/hunger-games-catching-fire/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2013 14:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: film]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2013 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan sineması]]></category>
		<category><![CDATA[gary ross]]></category>
		<category><![CDATA[jennifer lawrence]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6870</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz yıl ilk filmi harika bir kasting, muhteşem bir soundtrack albümü ve başarıyla yaratılmış distopik dünya ile sinemaya uyarlanan Açlık Oyunları serisinin ikinci filmi Hunger Games: Catching Fire vizyonda. Talep ettiği uzun süre nedeniyle işinden olan ve devam filminin yönetmen koltuğunda oturamayan Gary Ross’un yerini alan Francis Lawrence kesinlikle onu aratmıyor. İzlediğimiz yüzlerce vasatın altında devam [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/hunger-games-catching-fire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Ane Brun + Tonbruket @Salon</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/ane-brun-tonbruket/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/ane-brun-tonbruket/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2013 13:30:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ane brun]]></category>
		<category><![CDATA[salon]]></category>
		<category><![CDATA[tonbruket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6866</guid>
		<description><![CDATA[Bir yanda önceki yıllarda konuk olduğu Salon’daki konserleri izleyen kimsenin dilinden düşmeyen Norveçli Ane Brun… Diğer yanda 19. İstanbul Caz Festivali’nde ve daha sonra Salon’da dinleme fırsatı bulduğumuz E.S.T. ekolünden gelen İsveçli caz grubu Tonbruket… İki ismi bir arada gördüğüm anda unutulmaz bir gece geçireceğimi biliyordum, öyle de oldu. Bu yıl izlediğim en iyi performanstı [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/ane-brun-tonbruket/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Jersey Boys @Zorlu Center PSM</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/jersey-boys/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/jersey-boys/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2013 13:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu center psm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6861</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorsunuz müzikal izlemek ve klasik müzik dinlemek için dünya standartlarında bir salonumuz oldu bu sezon, Zorlu Center PSM sayesinde. Sezonun ilerleyen vakitlerinde “Cats” ve “Notre Dame de Paris” gibi sevilen müzikalleri de izleme fırsatını bulacağımız programın ilk müzikali ise “Jersey Boys” oldu. Frankie Valli and the Four Seasons’ı benim gibi hiç duymamış olabilirsiniz. Fakat emin [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/12/jersey-boys/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Sølvguttene</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/kisa-kisa-solvguttene/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/kisa-kisa-solvguttene/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2013 15:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[sølvguttene]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6889</guid>
		<description><![CDATA[1940 yılında Norveç’te kurulan, “Gümüş Çocuklar” anlamına gelen Sølvguttene çocuk korosu, Norveç kral ve kraliçesinin Türkiye’yi ilk resmi ziyareti nedeniyle Türkiye’de bir dizi konser verdi bu ayın başında. Alanya Belediyesi Kültür Sarayı, Side Apollon Tapınağı, Çırağan Sarayı, St.Antuan Katolik Kilisesi ve Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi’ndeki konserlerden ben de sonuncusunu izleme fırsatı buldum. Taksim’de, İstiklal [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/kisa-kisa-solvguttene/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: Babamın Cesetleri @KREK</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/babamin-cesetleri/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/babamin-cesetleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2013 14:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[kısa kısa: tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[berkun oya]]></category>
		<category><![CDATA[krek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6883</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’un alternatif tiyatro sahneleri arasında en sevdiklerimden olan, santralistanbul’u mekan edinen KREK’in geçtiğimiz sezon başlayan oyunlarından Babamın Cesetleri&#8217;ni sonunda izleyebildim. Bir hastane odası, bir baba, iki erkek çocuk, bir gelin ve tonlarca ağırlık yaratan bir geçmişin hikayesini izliyoruz. KREK’in o sizi kendi düşüncelerinize bile yabancılaştıran inovatif tiyatro izleme deneyimi ve Berkun Oya’nın ustaca yazdığı monolog [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/babamin-cesetleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Kısa: All Is Lost (2013)</title>
		<link>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/all-is-lost/</link>
		<comments>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/all-is-lost/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2013 13:58:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[thebalkabaa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[filmler]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa: film]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2013 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan sineması]]></category>
		<category><![CDATA[j.c. chandor]]></category>
		<category><![CDATA[robert redford]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://thebalkabaa.com/?p=6877</guid>
		<description><![CDATA[Cannes Film Festivali’ndeki ilk gösteriminin ardından gösterildiği her şehir ve festivalde 77 yaşındaki Robert Redford’un fiziksel olarak zorlu bir rolün altından başarıyla kalktığı performansıyla konuşulan bir film All Is Lost. Filmin girişindeki birkaç cümle ve film boyunca savrulan birkaç yardım çağrısı dışında tek bir kelime konuşma ve film boyunca yaşam mücadelesini izlediğimiz karakter ya da [&#8230;]]]></description>
		<wfw:commentRss>https://emreeminoglu.com/blog/2013/11/all-is-lost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
