Emre Eminoglu

Kısa Kısa: İş Sanat 14. Sezon Açılış Konseri






İş Sanat’ın 14. sezonu, geçtiğimiz hafta sonu, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve piyanist Özgür Aydın ile yaptı açılışını. Bu aralar tesadüfen dört bir yanda denk gelerek her geçen gün yeni bir eserini keşfettiğim Brahms’ın re minör piyano konçertosu ve Berlioz’ün fantastik senfonisi vardı programda. Özgür Aydın ustalık gerektiren konçertoyu layığıyla çaldı. İkinci yarıda orkestranın seslendirdiği fantastik senfoniyi henüz dinlememiş olanların dinlemesini şiddetle tavsiye ederim. Klasik müzikteki “idefiks” (sabit fikir) teriminin en iyi şekilde tanımlandığı, hikayesi etkileyici ve eğlenceli bir eser kendisi. Biste de Fransız bestecilerden devam ederek Bizet’nin L’Arlésienne süitinin “Farandole” bölümüyle veda etti BİFO. Bir kez daha, BİFO’nun vurmalı grubunun dünyanın en iyilerinden olduğuna dair inancım arttı bu konserde. Bu açılışın ardından yıl boyunca harika solist ve orkestraları ağırlamaya devam edecek İş Sanat. Hilary Hahn’dan Maxim Vengerov’a, Joshua Bell’den Sol Gabetta’ya birçok heyecan verici isim var sezonda.






Posted on by thebalkabaa in kısa kısa: müzik, klasik müzik, müzik Leave a comment

Kısa Kısa: The XX @ Vodafone Istanbul Calling






Yaşarken yazılan tarihin bir parçası olmakla meşgul olduğumuzdan Haziran ve Temmuz’u neredeyse konsersiz geçirdikten sonra, Vodafone Istanbul Calling kapsamındaki The XX konseri birçoğumuza iyi geldi eminim. The XX’in adını fazla duymamış, müziğini fazla dinlememiş biri olarak, yalnızca açıkhava konseri ruhunu yaşamak için gittiğim konserden, beklentilerimin oldukça üzerinde bulduğum The XX’i severek ve iyi bir sahne performansı izleyerek döndüm ben de. 2010′da dünyanın en önemli müzik ödüllerinden Mercury Prize‘ı kazanmış olan grup, indie-pop tarzındaki şarkıları ve hayal alemine götüren sound’ları ile olduğu kadar performansları ve ışık kullanımları ile de etkiledi beni. The XX’i tanımadığınızı düşünüyorsanız, Crystalised ve Reunion‘ı benim gibi duymuş fakat kimin olduğuna dikkat etmemiş olabilirsiniz. Bu arada konserde grubun birçok şarkısını ezbere söyleyen büyük bir kalabalık olduğunu söylemek gerek. Tanımayan-bilmeyenler utansın, ben utandım.






Posted on by thebalkabaa in kısa kısa: müzik, müzik Leave a comment

Kısa Kısa: John Legend @ İstanbul Caz Festivali






Temmuz başında Alicia Keys konseri ile başlayan 20. İstanbul Caz Festivali, caz, r&b ve soul müziğin ünlü isimlerini ve orijinal projelerini ağırladıktan sonra 29 Temmuz gecesi Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’ndeki John Legend konseri ile sona erdi. En hareketlisi dahi huzur veren, sakinlik vaat eden John Legend şarkılarını dinlediğimiz ve upuzun bir setlistle memnun bırakan bir konserdi. Ne piyanosunun başındayken, ne sahnenin önünde mikrofonunu savururken, ne de seyircilerin arasına karıştığı dakikalarda müziğinin önüne geçmedi John Legend.

Used to Love You ve Made to Love ile başladı konser, Save Room ve radyolarda sıkça çaldığı yıllarda hayranı olduğum P.D.A. gibi hitlerle devam etti. The Doors’tan, Bruce Springsteen’e birçok cover’a da yer verdi John Legend. Beni en çok büyüleyen performans ise Simon & Garfunkel’dan Bridge Over Troubed Water cover’ı oldu. Gecenin sonu (söylemeyeceğinden korkan hayranlarının çığlıklarına da neden olan) Ordinary Peoplela geldi. Müziğin verdiği huzurla, bu yaz hasret kaldığımız açıkhava konserlerinin tadını çıkarabilmekse bana çok iyi geldi.

John Legend Konser Fotoğrafları: Ilgın Erarslan Yanmaz, Mustafa Önder






Posted on by thebalkabaa in kısa kısa: müzik, müzik Leave a comment

Kısa Kısa: E.S.T. Symphony @ İstanbul Caz Festivali






Gelmiş geçmiş en iyi caz triolarından olan Esbjörn Svensson Trio‘nun kurucusu, bestecisi ve lideri Esbjörn Svensson’un zamansız ölümünden beş yıl sonra 20. İstanbul Caz Festivali sayesinde kendisini çok ilginç bir projeyle andık dün gece. İsveçli orkestra şefi ve besteci Hans Ek, Svensson’un bestelerinin senfonik düzenlemelerine imza atarak caz ve klasik müziği birleştirdiği E.S.T. Symphony projesiyle Filarmonia İstanbul orkestrası eşliğinde Haliç Kongre Merkezi’ndeydi. Ek’in yaptığına yalnızca düzenleme demekse haksızlık olur. Kendisi Svensson’un farklı albümlerindeki bestelerini birleştirmiş, hatta bazılarını yeniden bestelemiş denilebilir. Ortaya kornolar ve fagotların saksafona, timpaninin davula eşlik ettiği; çok farklı gözüken caz ve klasik müziğin (çoğu zaman) uyum içinde olduğu, üstelik EST dolu bir müzik çıkmış.

E.S.T. Symphony‘de solist olarak trionun iki üyesi Dan Berglund (kontrbas) ve Magnus Öström (davul) ile piyanoda Jacky Terrason ve Mihael Wollny, saksafonda Marius Neset, bas gitarda ise Sarp Maden yer aldı. Seyirci kadar orkestranın nefesli çalgılar koltuklarında oturan sanatçıların da hayranlıkla izlediği Norveçli Neset’in soloları özellikle büyüleyiciydi. Projenin kaydının da en kısa zamanda yayınlanmasını umuyor ve Esbjörn Svensson Trio’nun hayranlarına Dan Berglund’un (daha önce 18. İstanbul Caz Festivali ve Salon’a konuk olmuş) yeni grubu Tonbruket‘i şiddetle öneriyorum.






Posted on by thebalkabaa in kısa kısa: müzik, müzik Leave a comment